PROJENİN ZORLUĞU
BALLAD Jazz Bar projesindeki temel hedefimiz, yalnızca caz müziği dinlenen estetik bir mekân oluşturmak değil; cazın doğaçlama karakterini, zamansızlığını ve yaşanmışlık duygusunu mimari bir deneyime dönüştürmekti.
Caz mekânları çoğunlukla koyu renkler, eski posterler, tuğla duvarlar, ahşap mobilyalar ve loş ışıklarla tanımlanan benzer bir tasarım dili üzerinden ele alınmaktadır. BALLAD’da ise bu alışılmış imgeleri doğrudan tekrarlamak yerine, cazın ruhunu malzeme, renk, ritim, ışık ve mekânsal detaylar aracılığıyla hissettiren özgün bir kimlik oluşturulması hedeflendi.
Projenin temel sorusu, müziğin fiziksel olarak görülmeden mimari içerisinde nasıl hissedilebileceğiydi.
Bir ritim duvara nasıl dönüşür?
Bir doğaçlama mekânın planına nasıl yansır?
Yıllar içerisinde oluşan anılar, henüz yeni tamamlanan bir mekânda nasıl hissedilebilir?
Bu sorular doğrultusunda BALLAD, tamamlanmış ve değişmez bir dekor olarak değil; zaman içerisinde kullanıcıları, müzisyenleri, konserleri ve hatıralarıyla gelişmeye devam edecek yaşayan bir mekân olarak ele alındı.
Mekânın yoğun kullanıma uygun, işletme açısından verimli ve farklı saatlerde farklı atmosferler sunabilecek bir yapıda olması da projenin önemli gerekliliklerinden biriydi. Gündüz saatlerinde kahve ve sohbet kültürüne eşlik eden sıcak bir atmosferin, akşam saatlerinde ışık, gölge ve müzikle birlikte daha derin ve dramatik bir karaktere dönüşmesi amaçlandı.
Bu nedenle tasarım yalnızca görsel bir bütünlük üzerinden değil; mekânın zaman içerisindeki değişimi, kullanıcıyla kurduğu ilişki ve gelecekte biriktireceği hikâyeler üzerinden geliştirildi.
TASARIM YAKLAŞIMIMIZ
Tasarım sürecine detaylı mekân analizleri, üç boyutlu modellemeler, görselleştirmeler, malzeme araştırmaları ve farklı ışık senaryolarıyla başladık.
Her karar, BALLAD’ın özgün marka kimliğinin oluşturulması ve caz müziğinin ruhunun mimari bir deneyime dönüştürülmesi fikri doğrultusunda geliştirildi.
Projedeki temel yaklaşımımız, cazı müzik aletleri, posterler ve dekoratif objeler aracılığıyla doğrudan anlatmak yerine, cazın yapısını mekânın içerisine yerleştirmekti.
Bu nedenle ritim, tekrar, kırılma, asimetri, doğaçlama ve yaşanmışlık kavramları tasarımın temel araçları hâline geldi.
Mekândaki hiçbir detay yalnızca dekoratif bir unsur olarak ele alınmadı. Renkler, duvar yüzeyleri, mobilyalar, çerçeveler, kontrbas ve marka logosu aynı anlatının farklı katmanları olarak tasarlandı.
KIRMIZI KOLON VE MAVİ KAHVE MAKİNESİ
Mekânın en belirgin renk kararlarından biri, kırmızı kolon ile mavi kahve makinesi arasında kurulan güçlü karşıtlıktır.
Bu iki eleman ilk bakışta birbirinden bağımsız iki renk odağı gibi görünse de aslında mekân içerisinde devam eden sessiz bir diyaloğun parçalarıdır.
Bu karşılaşma, William Shakespeare’e atfedilen ve eşinin kırmızı giymesi beklenen bir anda mavi giymeyi tercih etmesi üzerinden anlatılan hikâyeden esinlenmektedir. Hikâyenin tarihsel gerçekliğinden çok, taşıdığı düşünce tasarım için belirleyici olmuştur:
Beklenenin yerine beklenmeyeni seçmek.
Yerleşmiş düzene küçük bir kırılma eklemek.
Sıradan bir anı, tek bir karşıtlıkla unutulmaz hâle getirmek.
Kırmızı kolon mekânın sıcaklığını, sahne enerjisini ve fiziksel ritmini temsil ederken, mavi kahve makinesi bu yoğunluğun karşısında daha serin, sakin ve kontrollü bir odak oluşturur.
Kırmızı ve mavi birbirlerini tamamlamak için değil, birbirlerinin varlığını daha görünür hâle getirmek için kullanıldı.
Bu renk karşılaşması, caz müziğinin temelinde yer alan karşıtlıklarla benzer bir ilişki kurar. Disiplin ile doğaçlama, ritim ile özgürlük, sessizlik ile ses aynı kompozisyon içerisinde birlikte var olur.
BALLAD LOGOSU VE EĞİK “A” HARFİ
BALLAD logosunda yer alan “A” harfinin eğik tasarlanması bilinçli bir tipografik karardır.
Caz müziği, matematiksel olarak tanımlanmış bir ölçü içerisinde ilerlese bile hiçbir zaman tamamen düz, mekanik ve kusursuz değildir. Swing ritmi, senkoplar, gecikmeler, beklenmedik vurgular ve doğaçlamalar müziğe insan karakterini kazandırır.
BALLAD kelimesindeki eğik “A” harfi, bu ritmik kırılmanın görsel karşılığı olarak tasarlandı.
Kelimenin diğer harfleri belirli bir düzeni temsil ederken “A”, bu düzene bilinçli olarak küçük bir sapma ekler. Böylece logo yalnızca markanın adını yazan grafik bir unsur olmaktan çıkarak caz müziğinin karakterini taşıyan bir işarete dönüşür.
Bu eğiklik bir hata ya da biçimsel oyun değildir.
Müziğin ritimden tamamen kopmadan özgürleşmesini, insanın kusursuz olmadan karakter kazanmasını ve doğaçlamanın düzen içerisindeki yerini temsil eder.
Eğik “A”, mekânın farklı bölümlerinde tekrar ederek tüm tasarımın ortak imzası hâline gelir.
YAŞANMIŞ DUVARLAR
BALLAD’ın duvarları yeni tamamlanmış, kusursuz ve zamandan bağımsız yüzeyler olarak tasarlanmadı.
Katmanlı boya teknikleri, patinalar, kontrollü aşınmalar, yüzey geçişleri ve farklı doku uygulamalarıyla duvarlara uzun zamandır varmış hissi kazandırıldı.
Buradaki amaç eski ya da bakımsız bir görünüm oluşturmak değil; zamanın izlerini taşıyan, farklı dönemlere tanıklık etmiş ve kendi hafızasını oluşturmuş yüzeyler yaratmaktı.
Caz müziği de benzer bir biçimde geçmişin izlerini taşır.
Her yorum kendinden önceki müzisyenlerin seslerini içinde barındırır. Her doğaçlama yeni olsa da geçmişten tamamen kopuk değildir. Müziğin değeri, yalnızca o anda duyulan notalarda değil, o notaların taşıdığı kolektif hafızada saklıdır.
BALLAD’ın duvarları da bu düşünceyle ele alındı.
Yüzeylerde görülen her katman, henüz yaşanmamış olsa bile geçmişten geliyormuş hissi veren görünmez bir hikâyeyi temsil eder. Işık değiştikçe belirginleşen dokular, mekânın gün içerisinde farklı yüzlerini ortaya çıkarır.
Bu nedenle duvarlar yalnızca mekânı çevreleyen mimari sınırlar değil; müziği, zamanı ve insan izlerini taşıyan yaşayan yüzeylerdir.
RÜYADAN MEKÂNA TAŞINAN KONTRBAS
Projenin en kişisel ve simgesel unsurlarından biri kontrbastır.
Kontrbas, caz müziğinin en gösterişli enstrümanı değildir. Çoğu zaman melodinin önünde yer almaz ve diğer enstrümanlar kadar dikkat çekmez. Ancak müziğin ritmini, ağırlığını ve temel yapısını taşıyan görünmez omurgadır.
Kontrbasın projedeki yeri yalnızca bu müzikal anlam üzerinden belirlenmedi.
Tasarım sürecinde gördüğüm bir rüyada, mekân içerisinde güçlü bir kontrbas figürü bulunuyordu. Rüyada gördüğüm bu görüntü, yalnızca geçici bir imge olarak kalmadı; mekânın henüz eksik olan merkezini tarif eden bir işaret gibi zihnimde yer etti.
Rüyanın ardından kontrbas arayışına başladık.
Yapılan araştırmalar sonucunda, Avusturya Devlet Konservatuvarı geçmişi bulunan ve bir dönem Türkiye’de kalmış eski bir kontrbasa tesadüfen ulaşıldı.
Bu karşılaşma, tasarım sürecindeki en önemli tesadüflerden biri oldu.
Rüyada ortaya çıkan bir görüntünün, geçmişinde farklı coğrafyalar ve müzik hikâyeleri taşıyan gerçek bir enstrümanla karşılık bulması, kontrbası projeye sonradan eklenmiş dekoratif bir obje olmaktan çıkardı.
Kontrbas artık yalnızca caz müziğini temsil etmiyordu.
Avusturya’dan Türkiye’ye uzanan geçmişi, taşıdığı bilinmeyen anılar ve tasarım sürecinde görülen rüyayla kurduğu bağ sayesinde mekânın hafızasını temsil eden gerçek bir karaktere dönüştü.
Onun yüzeyindeki izler kapatılmadı, geçmişi silinmedi ve kusurları giderilmedi. Çünkü onu değerli kılan yalnızca biçimi değil, zaman içerisinde taşıdığı yaşanmışlıktı.
Böylece rüyada görülen kontrbas, araştırma ve tesadüflerin ardından BALLAD’ın içerisinde fiziksel yerini aldı.
Mekânın ritmini taşıyan görünmez omurga, artık mimarinin içerisinde görülebilir hâle geldi.
BOŞ VE ASİMETRİK ÇERÇEVELER
Mekânın duvarlarında farklı ölçülerde, farklı yönlerde ve bilinçli olarak asimetrik biçimde yerleştirilen çerçeveler bulunur.
Bu çerçevelerin içerisinde fotoğraf, poster, resim ya da hazır bir hikâye yer almaz.
Boş bırakılmaları eksik bir uygulama değil, projenin en önemli tasarım kararlarından biridir.
BALLAD henüz yeni tamamlanmış bir mekân olmasına rağmen, tasarımın onu hazır bir geçmişle donatması amaçlanmadı. Duvarlara başkalarına ait fotoğraflar, yapay anılar ya da mekânın kendisine ait olmayan hikâyeler yerleştirmek yerine, BALLAD’ın kendi hafızasını zaman içerisinde oluşturmasına izin verildi.
Çerçeveler bu nedenle boş bırakıldı.
Çünkü onların içerisine yerleşecek gerçek görüntüler henüz oluşmamıştı.
İlk konserler…
İlk sahne performansları…
Müzisyenlerin beklenmedik doğaçlamaları…
İlk karşılaşmalar…
Uzun sohbetler…
Kutlamalar…
Vedalar…
Ve yıllar içerisinde mekânın parçası hâline gelecek sayısız kişisel anı…
Bugün boş olan çerçeveler, gelecekte BALLAD’da yaşanacak hikâyelere ayrılmış görünmez alanlardır.
Çerçevelerin asimetrik yerleşimi de caz müziğinin ritmiyle doğrudan ilişkilidir. Tam olarak hizalanmaz, eşit aralıklarla tekrarlanmaz ve kusursuz bir geometriye bağlı kalmazlar.
Her biri kendi ölçüsüne ve yönüne sahip olsa da birlikte bakıldıklarında dengeli bir kompozisyon oluştururlar.
Bu yaklaşım, caz müziğinin doğaçlama yapısıyla benzerlik taşır. Her enstrüman kendi sesini üretir, ancak tüm sesler aynı müzikal bütünün parçası olur.
Çerçeveler arasındaki boşluklar da en az çerçevelerin kendisi kadar önemlidir. Çünkü müzik yalnızca notalardan değil, notalar arasındaki sessizliklerden de oluşur.
Boşluk, burada yokluk anlamına gelmez.
Yeni bir hikâyenin başlayabilmesi için bırakılmış bilinçli bir alanı temsil eder.
ÇERÇEVELERİ TAMAMLAYAN EĞİK “A”
Duvarlarda yer alan boş ve asimetrik çerçeveler, BALLAD logosunun eğik “A” harfiyle tamamlanır.
“A” harfi yalnızca marka kimliğinin bir parçası olarak değil, çerçevelerin arasındaki kompozisyona ritim kazandıran mimari bir işaret olarak kullanıldı.
Çerçeveler gelecekte yaşanacak hikâyeleri beklerken, eğik “A” bu hikâyelerin hiçbir zaman tamamen kusursuz, düzenli ve önceden planlanmış olmayacağını hatırlatır.
Gerçek anılar da caz müziği gibidir.
Beklenmedik biçimde ortaya çıkar, tekrar edilemez ve çoğu zaman planlanmış düzenin dışına taşar.
Bu nedenle boş çerçeveler ile eğik “A” aynı düşüncenin iki farklı karşılığıdır.
Çerçeveler henüz oluşmamış hikâyeleri temsil ederken, “A” bu hikâyelerin ritmini, doğaçlamasını ve insana ait kusurlarını simgeler.
Birlikte, BALLAD’ın geçmişten alınmış hazır bir dekor olmadığını; kendi zamanını, hafızasını ve karakterini kullanıcılarıyla birlikte oluşturacağını anlatırlar.
MALZEME, MOBİLYA VE ATMOSFER
Mekânda ahşap, metal, cam, epoksi yüzeyler ve katmanlı dekoratif dokular birlikte kullanılarak sıcak, karakterli ve zamansız bir atmosfer oluşturuldu.
Malzemeler yalnızca renk ve biçim uyumlarına göre değil, zaman içerisinde nasıl yaşlanacakları düşünülerek seçildi.
Yüzeylerin kullanıldıkça iz kazanması, ahşabın zamanla karakterinin güçlenmesi ve metal detayların mekânın yaşanmışlığına katkıda bulunması tasarımın doğal bir parçası olarak kabul edildi.
Mobilyalar ve sabit imalatlar BALLAD’ın ölçeğine, işletme ihtiyaçlarına ve kullanıcı hareketlerine göre projeye özel olarak tasarlandı. Masa yerleşimleri, oturma düzenleri ve dolaşım alanları, mekânın hem günlük kullanımını hem de müzik performansları sırasındaki dönüşümünü destekleyecek biçimde planlandı.
Aydınlatma, mekânın karakterini belirleyen temel unsurlardan biri olarak ele alındı.
Duvar yüzeylerini tamamen aydınlatmak yerine dokuları ortaya çıkaran kontrollü ışıklar kullanıldı. Bazı alanlar bilinçli olarak gölgede bırakılırken, kırmızı kolon, mavi kahve makinesi, kontrbas ve çerçeveler farklı ışık katmanlarıyla vurgulandı.
Böylece mekân tek bir bakışta bütünüyle algılanan sabit bir dekor olmaktan çıkarak, farklı saatlerde ve farklı ışık koşullarında yeniden keşfedilen yaşayan bir atmosfere dönüştü.
Hiçbir eleman tek başına dikkat çekmek için tasarlanmadı.
Her detay, diğerleriyle birlikte aynı kompozisyonun parçası oldu.
Tıpkı bir caz topluluğunda olduğu gibi, her unsur kendi karakterini korurken ortak bir ritim içerisinde hareket etti.
SONUÇ
Ortaya çıkan BALLAD Jazz Bar, yalnızca kahve içilen, yemek yenilen ya da caz müziği dinlenen bir işletme olarak değil; zamanın, müziğin ve insan hikâyelerinin katmanlar hâlinde birikeceği yaşayan bir mimari deneyim olarak tasarlandı.
Kırmızı kolon ile mavi kahve makinesi arasındaki karşıtlık, beklenen ile beklenmeyen arasındaki gerilimi temsil etti.
BALLAD logosundaki eğik “A”, cazın aksak ritmini, doğaçlamasını ve düzen içerisindeki özgürlüğünü mimari kimliğe taşıdı.
Katmanlı ve yaşanmış yüzeyler, mekânın henüz yeni olmasına rağmen geçmişten gelen bir hafızaya sahipmiş gibi hissedilmesini sağladı.
Tasarım sürecinde görülen bir rüyanın ardından araştırılarak bulunan, Avusturya Devlet Konservatuvarı geçmişi taşıyan ve bir dönem Türkiye’de kalmış kontrbas, rüyadan gerçeğe uzanan yolculuğuyla mekânın simgesel merkezine dönüştü.
Duvarlardaki boş ve asimetrik çerçeveler ise hazır hikâyeler sunmak yerine, BALLAD’ın gerçek hikâyelerinin zaman içerisinde oluşmasına alan bıraktı.
Bugün boş olan bu çerçeveler, gelecekte burada yaşanacak anıları beklemektedir.
Her konser, her karşılaşma, her sohbet ve her doğaçlama mekâna yeni bir katman ekleyecektir.
BALLAD tamamlandığı gün hikâyesi sona eren bir proje değildir.
Aksine, mimari olarak tamamlandığı anda kendi hikâyesini yazmaya başlayan bir mekândır.
Duvarları zamanla daha fazla iz taşıyacak, çerçeveleri görünmeyen anılarla dolacak, kontrbas yeni seslere tanıklık edecek ve eğik “A” her zaman cazın düzen içerisindeki özgür ruhunu hatırlatacaktır.
Böylece BALLAD, yalnızca cazı temsil eden bir mekân değil; caz gibi yaşayan, değişen, doğaçlayan ve her ziyaretinde farklı bir hikâye anlatan özgün bir mimari deneyim olarak hayata geçirildi.
Beluga İç Mimarlık üzerinden tüm gelişmeler hakkında bilgi almak için e-posta adresinizi bizimle paylaşın.
İlgi gören aramalar: Ankara İç Mimarlık Projeleri, İç Mimarlık Ankara Hakkında, L'avare Alice, L'avare Sokak, L'avare Sahne
Made with ♥ by TBTCREATIVE! © 2022 belugaim.com All rights reserved——